Altın piyasasında sabrın yeniden sınandığı bir aşamadayız. Değerli metal güçlü rallinin ardından haftayı baskı altında kapattı ve ons başına 5.000 dolar çevresindeki destek alanında tutunma mücadelesi verdi. Küresel piyasalarda yavaşlayan büyüme ile inatçı enflasyon aynı anda öne çıktı. Yatırımcıların canını sıkan tablo da tam olarak burada şekillendi. Gelişmeleri 13 Mart 2026 tarihinde Kitco’daki yazısında Neils Christensen yorumladı.
Altında Baskı Neden Arttı?
Christensen’e göre son ekonomik veriler fiyatlamayı daha da karmaşık hale getirdi. ABD ekonomisi dördüncü çeyrekte yalnızca yüzde 0,7 büyüdü. Enflasyon ise geri çekilmek yerine direnç gösterdi. Zayıf büyüme ve yüksek fiyat baskısının aynı zeminde buluşması, stagflasyon endişesini yeniden masaya taşıdı. Ekonomi yönetimleri açısından pek iç açıcı sayılmayan manzara piyasalarda temkinli havayı güçlendirdi.
Altın tarafındaki kısa vadeli baskının önemli nedeni Fed cephesinden geldi. Enflasyon yüksek kaldığı için ABD Merkez Bankası faiz indirimine hızlı biçimde yönelemedi. Faizlerin yüksek seviyelerde kalacağı beklentisi doları ve tahvil getirilerini destekledi. Normal şartlarda altının hoşlanmadığı denklem de zaten buydu. Getiri sağlamayan bir varlığı elde tutmanın maliyeti arttı ve fiyatlar doğal olarak soluklandı.
Fed Freni Tabloyu Değiştirdi
Piyasada bir süredir para politikasında yumuşama bekleyen kesim vardı. Fakat yükselen tüketici fiyatları beklentileri aşağı çekti. ABD ile İsrail’in İran’la yürüttüğü savaşın enerji ve maliyet kanalı üzerinden enflasyonu daha da zorladığı görüşü de güç kazandı. Böylece yatırımcılar kısa vadede daha sert ve daha uzun sürecek bir faiz ortamını fiyatladı. Altındaki sıkışma da tam bu yüzden şaşırtmadı.
Yine de hikaye yalnızca kısa vadeli fiyat baskısından ibaret kalmadı. Uzun süre sıkı kalan para politikası zaten kırılgan duran ekonomik zemini daha fazla zorlayacak gibi göründü. Artan borçlanma maliyetleri, tarihi zirvelere ulaşan kamu borçlarını daha ağır hale getirdi. Orta Doğu’daki çatışmalar ve büyük güçler arasındaki stratejik rekabet de küresel piyasalara ayrı bir belirsizlik yükü bindirdi.
Uzun Vadeli Hikaye Canlı Kaldı
Tam da bu nedenle büyük kurumsal yatırımcılar altına daha geniş bir çerçeveden baktı. Önde gelen varlık yöneticileri, hisse senetleri ve tahvillerde yapısal risklerin arttığı bir dönemde altının nadir bir çeşitlendirme aracı sunduğunu savundu. Kısacası son zayıflık temellerdeki bozulmadan çok zamanlamayla ilgili göründü.
Bugünkü baskı moral bozdu ama yüzeyin altında biriken riskler altının uzun vadeli yükseliş ihtimalini ayakta tuttu.

