Altın son günlerde farklı bir moda büründü. Sert hareketlerin ve yoğun işlemlerin yerini daha sakin, daha ölçülü bir görünüm aldı. Fiyatlar yüksek seviyelerde kalmayı sürdürse de piyasada kısa vadeli bir heyecan eksikliği dikkat çekiyor.
İşlem Hacimleri Geriledi
Son haftalarda işlem hacimleri belirgin biçimde geriledi. Ons altın 4.600 dolar ile 4.900 dolar aralığında geniş bir bantta dalgalanırken yatırımcıların yeni pozisyon almakta acele etmediği görülüyor. Jeopolitik gerilimler sürüyor. Ekonomiye dair kaygılar da canlılığını koruyor. Buna rağmen piyasada panik ya da ani yön arayışı oluşmuş değil.

Oluşan tablonun arkasında birkaç temel neden var. Yeniden güç kazanan enflasyon endişeleri, faiz beklentilerini yukarı çekti. Faiz görünümündeki bu değişim getiri sağlamayan altını elde tutmanın maliyetini artırdı. Bu nedenle agresif alımlar için güçlü bir gerekçe oluşmadı. Öte yandan yatırımcıların altına karşı sert şekilde pozisyon alması da kolay görünmüyor. Çünkü altın, küresel ölçekte halen en güçlü tarafsız güvenli limanlardan biri olarak kabul ediliyor.
Zayıflık İşareti Var mı?
Aslında piyasadaki bu durağanlık bir zayıflık işareti sayılmıyor. Daha çok altının finansal sistem içindeki rolünün değiştiğine işaret ediyor. Fiyat hareketleri sınırlı kalsa da altın kırılganlık sinyalleri veren küresel düzende güven çıpası olmayı sürdürüyor. Şimdiki yatay seyir ilginin azaldığını değil talebin niteliğinin dönüşmeye başladığını gösteriyor.

Dönüşümde merkez bankalarının tavrı özel önem taşıyor. Londra Külçe Piyasası Birliği ile Dünya Altın Konseyi çevresinde yürütülen girişimler altının “Yüksek Kaliteli Likit Varlık” sınıfına alınması yönündeki çabaları öne çıkarıyor. Böyle bir adım gerçekleşirse altın düzenleyici bakış açısından nakit ve devlet tahvilleriyle aynı ligde değerlendirilecek. Karar henüz kesinleşmedi. Yine de merkez bankalarının son yıllardaki istikrarlı alımları geleneksel rezerv araçlarına duyulan güvenin eskisi kadar sağlam olmadığını düşündürüyor.
Altın Fiyatı Halen Yüksek Seviyelerde
Ocak ayındaki zirvelerden geri çekilmesine rağmen altın fiyatları tarihsel olarak halen yüksek seviyelerde bulunuyor. Üstelik küresel talepte belirgin bir çözülme de yaşanmadı. Son dönemde piyasa yorumlarında hisse senetleri ve devlet borçlanma araçlarındaki değerlemeler ile gerçek riskler arasındaki açığın büyüdüğüne daha sık vurgu yapıldı. Buna bir de jeopolitik fay hatları eklendiğinde, altının neden yalnızca belirli bir senaryoya karşı korunma aracı olarak görülmediği daha net anlaşıldı. Piyasa artık altını daha geniş çaplı sistemik baskılara karşı bir sigorta olarak değerlendiriyor.

Güçlü eğilim özellikle Çin Merkez Bankası’nın hamlelerinde açık biçimde görülüyor. Mart ayında altın fiyatları on yılların en sert aylık düşüşlerinden birini yaşarken Çin tarafı alımlarını hızlandırdı. Üstelik oluşan tempo bir yıldan uzun sürenin en yüksek düzeyi olarak kayda geçti. Başka bir deyişle fiyat geri çekilmeleri bazı büyük alıcılar için alarm değil fırsat anlamına geliyor. Altının ivmesi zayıflasa bile yüksek seviyelerde tutunabilmesinin önemli nedenlerinden biri de bu.
Kısa vadede oynaklık zaman zaman altının diğer varlıklarla olan ilişkisini bozsa da uzun vadeli resimde çeşitlendirme aracı olma özelliği korunuyor. Getiri üretmemesi, özellikle kısa dönemli faiz döngülerinde dezavantaj gibi görünse de daha geniş zaman diliminde aynı etkiye neden olmuyor. Çünkü altının en belirgin farkı, çoğu finansal varlığın taşıdığı karşı taraf riskini barındırmaması. Küresel belirsizliğin arttığı dönemlerde bu özellik daha kıymetli hale geliyor.

