JPMorgan Asset Management Başkanı Michael Cembalest 7 Nisan 2026 tarihli yeni raporunda ABD-İran Körfez gerilimine ilişkin piyasa algısında iki büyük hata yapıldığını ortaya koydu. 7 Nisan 2026 tarihinde kurumun web sayfasından yayınlanan rapora göre yatırımcılar hem ABD’nin enerji bağımsızlığının sanıldığı kadar güçlü bir koruma sağlamadığını hem de İran’ın küresel ekonomi üzerindeki baskı kapasitesinin küçümsendiğini gözden kaçırdı. Cembalest mevcut tablonun yalnızca enerji fiyatları açısından değil aynı zamanda küresel sistem açısından da ciddi kırılganlıklar taşıdığına dikkat çekti.
Raporda Öne Çıkanlar
Raporda öne çıkan ilk başlık ABD’nin net enerji ihracatçısı konumunun piyasada yanlış yorumlanması oldu. Birçok yatırımcı bu durumun Hürmüz Boğazı’nın olası şekilde kapanması ya da petrol fiyatlarında sert bir şok yaşanması halinde ABD ekonomisini koruyacak bir güvenlik duvarı oluşturacağını düşündü. Ancak JPMorgan’a göre gerçek tablo çok daha farklı ilerliyor. Çünkü fosil yakıtlar son enerji tüketiminin halen yüzde 85’ini oluşturuyor.
Küresel petrol fiyatlarındaki artış da ham petrol benzin ve havacılık yakıtı gibi ürünler üzerinden ABD iç piyasasına yüksek oranda yansıyor. Üstelik doğal gaz dışındaki çeşitli hidrokarbon ürünlerinde görülebilecek fiyat artışının Avrupa ve Asya’daki artışı bile aşabileceği belirtiliyor.
İkinci Yanlış Hesap
İkinci büyük yanlış hesap ise İran’ın “küresel ekonomiyi rehin alma” stratejisinin maliyeti ve etkisi konusunda yapıldı. Piyasalar tansiyonun kısa sürede düşeceği yönünde fazla iyimser bir çizgide kaldı. Oysa rapora göre İran Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol gücünün sanıldığından daha ucuz ve daha etkili bir baskı aracı olduğunu görmüş durumda. Bu nedenle tarafları hızlı bir uzlaşmaya zorlayacak güçlü bir baskı mekanizması şu aşamada ortaya çıkmıyor.
Cembalest enerji dönüşümüne ilişkin yaygın beklentilere de mesafeli yaklaştı. Fosil yakıtlara bağımlılığı azaltacak hızlı bir yenilenebilir enerji geçişinin mevcut hızla 10 ila 15 yıl içinde sonuç vereceği görüşünü “fantazi” olarak tanımladı. Bu değerlendirme enerji politikalarında kısa vadeli çözümlere duyulan güvenin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi.
Genel çerçevede rapor ABD’nin hem askeri hem de enerji stratejisinin sınırlarını gözler önüne seriyor. Ortada net bir kazanan bulunmadığını vurgulayan JPMorgan yatırımcıları sistemik risklere karşı daha dikkatli olmaya çağırdı. Özellikle Orta Doğu merkezli gelişmelerin yalnızca bölgesel değil küresel piyasalarda da zincirleme etkiler üretebileceği mesajı öne çıktı.

