1970’lerden 1980’lere uzanan dönem dünya ekonomisinde sert bir kırılmaya sahne oldu. Dalgalı kur rejimleri yaygınlaştı. Enflasyon birçok ülkede günlük hayatın parçası haline geldi. Para arzındaki genişleme yalnızca teknik bir veri olmaktan çıktı ve alım gücünü doğrudan etkileyen ana başlıklardan biri haline geldi. 1990 sonrasında ise tablo kısmen değişti. Özellikle OECD ülkelerinde daha kontrollü bir para politikası öne çıktı.
Gelişmiş Ülkelerde Para Frene Bastı
OECD verileri 1990-2015 arasında yıllık geniş para arzı büyümesinin ortalama yüzde 7,17 seviyesinde kaldığını ortaya koydu. Elbette Mart 2020’de Korona süreciyle ortaya çıkan sıra dışı dalga rakamların okunmasında ayrı bir dikkat gerektirdi. 1990 sonrası dönemde para arzı artışı eskiye kıyasla daha dengeli bir hatta oturdu.

Gelişmiş ekonomilerde tablo daha sakindi. Başlıca ulusal para birimlerinde büyüme oranı çoğu zaman yüzde 5 civarında seyretti. Genellikle yüzde 2 ile yüzde 8 bandında kaldı. Çift haneli artışlar ya da sıfırın altına inen dönemler istisna olarak kayda geçti. Merkez bankalarının görece disiplinli duruşu fiyat istikrarını koruma çabasını güçlendirdi.
Gelişmekte Olanlarda Tablo Sertleşti
Gelişmekte olan ekonomilerde ise manzara daha çalkantılıydı. Para arzı büyümesi zaman zaman üç haneli seviyelere çıktı. Bazı örneklerde dört haneye kadar tırmandı. Böyle bir oynaklık yalnızca para politikası tercihlerinin değil aynı zamanda yapısal kırılganlıkların da sonucu olarak öne çıktı. Finansal istikrarsızlık söz konusu ülkelerde para birimlerinin değerini ciddi biçimde aşındırdı.
Kimi dönemlerde para birimlerinin reel değeri negatif bölgeye kadar geriledi. Böylesi bir ortamda tasarruf sahipleri yerel para birimine güvenmekte zorlandı. Enflasyonun yüksek seyrettiği ekonomilerde para arzı yalnızca istatistiksel bir başlık olmadı güven meselesine dönüştü. İşin can alıcı tarafı da tam burada ortaya çıktı.
Bitcoin Sınırlı Arzıyla Ayrıştı
Geleneksel para sistemindeki genişleme eğilimleri karşısında BTC farklı bir yerde durdu. Fiyatı sert dalgalandı. Hatta çoğu zaman eleştirilerin odağına yerleşti. Buna rağmen arz yapısı açısından çok daha öngörülebilir bir çerçeve sundu. Keyfi para basımına kapalı olması ve toplam arzının 21 milyon coin ile sınırlanması onu klasik itibari para düzeninden net biçimde ayırdı.
Artık Bitcoin birçok yatırımcı açısından değer saklama aracı olarak görülmeye başladı. Enflasyon baskısının arttığı dönemlerde söz konusu özellik daha fazla önem kazandı. Geleneksel para birimleri siyasi kararlar ve ekonomik sarsıntılarla yön değiştirirken Bitcoin’in arz programı baştan belliydi. Finansal zeminin sürekli kaydığı bir çağda en dikkat çekici fark da orada belirdi.

