2008 küresel finans krizini önceden tahmin etmesiyle tanınan ünlü yatırımcı Michael Burry, ABD hisse senedi piyasasında son 26 yılın en dikkat çekici risklerinden birinin oluştuğunu savundu. Coin Bureau’nun 25 Ekim 2026 tarihinde sosyal medya platformu X’te gündeme taşıdığı analiz, S&P 500 endeksindeki yükselişin giderek daha az sayıda büyük şirket tarafından desteklendiğini ortaya koyuyor. Burry’nin verilerine göre 6 Ekim 2026’da S&P 500 rekor seviyeye ulaşırken endeksteki şirketlerin yüzde 55’i kendi 10 yıllık zirvelerinin en az yüzde 20 altında işlem görüyordu. Benzer ölçekte bir ayrışma son olarak Mart 2000’deki dot-com balonunun zirvesinde görülmüştü. Ünlü yatırımcı, özellikle yapay zeka şirketlerinde yoğunlaşan yükselişin sürdürülebilirliğinden endişe ediyor. Ancak Burry’nin temel senaryosu, bütün hisselerin aynı anda çökeceği bir piyasa yerine, büyük teknoloji şirketlerinin değer kaybederken daha önce sert düşen hisselerin toparlanabileceği bir dönem.
Öne Çıkanlar
- Michael Burry, S&P 500’ün 6 Ekim’deki rekorunun Mart 2000’deki dot-com zirvesine benzediğini belirtti.
- Endeksteki hisselerin yüzde 55’i, kendi 10 yıllık zirvelerinden en az yüzde 20 aşağıda bulunuyordu.
- Burry, yapay zeka yatırımlarındaki aşırı harcamalar ve özel kredi piyasasındaki sorunların yeni bir düşüş dönemini tetikleyebileceğinden endişe ediyor.
Michael Burry Neden 2000 Yılını İşaret Ediyor?
Michael Burry, Cassandra Unchained adlı Substack yayınında ABD hisse senedi piyasasının son 46 yıllık performansını inceledi. Analiz kapsamında S&P 500’ün 1980’den bu yana gerçekleştirdiği 982 rekor kapanış değerlendirildi.
Burry’nin dikkat çektiği en önemli gelişme, 6 Ekim 2026 tarihinde görülen rekorun yalnızca sınırlı sayıda şirket tarafından desteklenmesi oldu. Ünlü yatırımcıya göre bu durum, Mart 2000’de teknoloji balonunun zirveye ulaştığı dönemde yaşanan ayrışmayla önemli benzerlikler taşıyor.
İki dönem arasındaki karşılaştırmada özellikle piyasa genişliği (market breadth) öne çıkıyor. Bu gösterge, endeksin yükselişine kaç şirketin gerçekten katkıda bulunduğunu anlamak açısından kullanılıyor.
Örneğin S&P 500 endeksi yükselirken yüzlerce şirketin hissesi değer kaybedebilir. Bunun nedeni, endeksin piyasa değeri ağırlıklı hesaplanması. Çok büyük şirketlerin fiyatlarındaki artışlar, daha küçük şirketlerdeki kayıpları dengeleyebiliyor.
Burry’nin değerlendirmesine göre 1980’den bu yana incelenen rekor kapanışlar içerisinde 6 Ekim 2026 ve Mart 2000, piyasa katılımının en zayıf olduğu dönemler arasında bulunuyor.
Ancak bu benzerlik, 2000 yılında yaşanan çöküşün aynı biçimde tekrarlanacağı anlamına gelmiyor.
S&P 500’de Hisselerin Yüzde 55’i Ayı Piyasası Bölgesinde
Michael Burry’nin analizindeki en çarpıcı veri, S&P 500 şirketlerinin önemli bir bölümünün kendi geçmiş zirvelerinden uzaklaşmış olması.
Ünlü yatırımcı, bir şirketin hissesinin son 10 yıldaki en yüksek seviyesinden en az yüzde 20 gerilemesini bireysel ayı piyasası göstergesi olarak değerlendiriyor.
Bu yönteme göre 6 Ekim’de S&P 500 hisselerinin yüzde 55’i söz konusu eşiğin altındaydı. Aynı oran, endeksin 13 Ağustos’ta rekor kırdığı dönemde yüzde 47 seviyesinde bulunuyordu.
Yani endeks yeni zirvelere ulaşırken kendi zirvelerinden ciddi ölçüde uzaklaşan şirketlerin oranı artıyordu.
Mart 2000’de ise durum daha da belirgindi. Dot-com balonunun zirvesinde hisselerin yaklaşık yüzde 71’i kendi 10 yıllık zirvelerinden en az yüzde 20 gerilemişti.
| Gösterge | Mart 2000 | Ekim 2026 |
| 10 yıllık zirvesinden en az %20 gerileyen hisseler | %71 | %55 |
| Zirvesine %10’dan daha yakın hisseler | Yaklaşık %18 | Yaklaşık %19 |
| Yeni zirvede kapanan hisse sayısı | 15 | 15 |
| Zirvesine %10 mesafedeki hisse sayısı | 87 | 97 |
| Ortanca hissenin zirvesinden uzaklığı | %31 | %22 |
Kaynak: Michael Burry’nin 2000 ve 2026 piyasa genişliği karşılaştırması.
Tabloda dikkat çeken ayrıntı, hem Mart 2000’de hem de Ekim 2026’da yalnızca 15 şirketin yeni zirvede kapanış gerçekleştirmiş olması.
Bununla birlikte yüzde 55’lik oran, S&P 500 endeksinin kendisinin yüzde 20 düştüğü anlamına gelmiyor. Bu gösterge, endeksteki şirketlerin kendi tarihsel fiyatlarına göre konumunu ifade ediyor.
Reuters Verileri de Burry’nin Endişelerini Destekliyor
Michael Burry’nin değerlendirmesi, Reuters’ın ABD piyasalarına ilişkin 12 Ekim 2026 tarihli araştırmasıyla da örtüşüyor. Reuters’ın LSEG verilerine dayanarak gerçekleştirdiği incelemeye göre S&P 500 endeksi 2026 yılında yaklaşık yüzde 14 yükselirken endeksteki ortanca şirketin getirisi yalnızca yüzde 4 seviyesinde kaldı.
Daha da önemlisi, 200’den fazla şirketin hissesi yılbaşından bu yana değer kaybetti. Endeksteki şirketlerin dörtte biri ise en az yüzde 11 düşüş yaşadı.
Bu farklılığın temel nedenlerinden biri, yapay zeka teknolojilerine yönelik yatırımların belirli şirketlerde yoğunlaşması. Özellikle Nvidia, Micron, AMD ve Apple gibi büyük şirketler endeksin yükselişine önemli katkı sağladı. Reuters’a göre teknoloji sektörünün endeksin yıllık getirisine katkısı 10 yüzde puanını aştı.
Buna karşılık sanayi, tüketim ve gayrimenkul sektörlerindeki birçok şirket, yüksek faizler ve artan finansman maliyetleri nedeniyle daha zayıf performans gösterdi. Bu tablo, S&P 500’ün rekor kırmasının bütün Amerikan şirketlerinin güçlü bir yükseliş yaşadığı anlamına gelmediğini gösteriyor.
Michael Burry Yapay Zeka Balonundan Neden Endişeli?
Burry’nin son dönemde en fazla eleştirdiği alanlardan biri, büyük teknoloji şirketlerinin yapay zeka altyapısına yaptığı harcamalar.
Özellikle Microsoft, Amazon, Alphabet ve Meta gibi şirketlerin veri merkezlerine ve yapay zeka kapasitesine yönelik yüksek tutarlı yatırımları, gelecekte elde edilecek gelirlerin bu maliyetleri karşılayıp karşılayamayacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Burry, Apple hariç büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekaya neredeyse varlıklarını sürdürmek zorundaymış gibi yatırım yaptığını savunuyor.
Ünlü yatırımcının endişesi yalnızca harcamaların büyüklüğüyle sınırlı değil. Özel sermaye (private equity) ve özel kredi (private credit) piyasalarında yaşanabilecek sorunların, veri merkezi projelerinin finansmanını da etkileyebileceğini düşünüyor.
Bu nedenle Burry, yapay zeka yatırımlarına yönelik beklentilerin zayıflaması halinde teknoloji hisselerinde ciddi değer kayıpları yaşanabileceği görüşünde.
Bununla birlikte mevcut yüksek harcamalar, tek başına yapay zeka sektöründe bir balon bulunduğunu veya bütün projelerin başarısız olacağını kanıtlamıyor. Şirketlerin gelecekteki gelirleri, üretkenlik artışları ve finansman koşulları sonuç üzerinde belirleyici olacak.
2000 Yılında Ne Olmuştu?
Dot-com balonunun zirveye ulaştığı Mart 2000’de teknoloji şirketlerine yönelik yatırımcı ilgisi son derece güçlüydü. Ancak piyasanın geniş bir bölümünde zayıflık işaretleri görülüyordu.
Balonun patlamasının ardından S&P 500 endeksi, Mart 2000’deki zirvesinden Ekim 2002’deki dip seviyesine kadar yaklaşık yüzde 49 değer kaybetti.
Michael Burry’nin analizinde daha dikkat çekici bir ayrıntı bulunuyor. Mart 2000 zirvesinden sonraki ilk yılda, zirveye yakın işlem gören lider hisselerin ortanca getirisi yaklaşık yüzde eksi 33 olurken daha önce ciddi değer kaybı yaşamış hisselerin ortanca getirisi yaklaşık yüzde 14 pozitif gerçekleşti.
Başka bir ifadeyle endekste sert düşüş yaşanmasına rağmen daha önce gözden düşmüş bazı şirketler toparlanmayı başardı.
Burry, benzer bir ayrışmanın gelecekte tekrar yaşanabileceğini düşünüyor. Ona göre yeni bir ayı piyasasında en büyük kayıplar, uzun süredir yükselişi taşıyan pahalı şirketlerde yoğunlaşabilir.
Buna karşılık geçmiş zirvelerinden uzaklaşmış ancak finansal açıdan güçlü şirketler görece daha iyi performans gösterebilir.
Ancak yalnızca büyük ölçüde değer kaybetmiş olmak, bir hissenin ucuz veya güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Burry de şirketlerin nakit akışlarının, sermaye verimliliğinin ve değerlemelerinin ayrıca incelenmesi gerektiğini vurguluyor.
Bitcoin ve Kripto Para Piyasaları Nasıl Etkilenebilir?
Michael Burry’nin değerlendirmesi doğrudan Bitcoin fiyatına ilişkin olmasa da ABD hisse senedi piyasasında yaşanabilecek büyük bir düzeltme, kripto varlıkları da etkileyebilir.
Özellikle teknoloji hisselerinde geniş çaplı satışların başlaması, yatırımcıların riskli varlıklara yönelik iştahını azaltabilir. Böyle bir ortamda Bitcoin, Ethereum ve altcoin’ler de satış baskısıyla karşılaşabilir.
Kaldıraçlı işlemlerin yoğun olduğu dönemlerde geleneksel finans piyasalarındaki kayıplar, kripto para yatırımcılarının teminatlarını karşılamak amacıyla pozisyon kapatmasına neden olabilir.
Ancak iki piyasa arasında her dönemde aynı yönde ve aynı büyüklükte hareketler yaşanmıyor. Bitcoin’in performansı, spot ETF akışları, küresel likidite koşulları ve kripto piyasasına özgü gelişmelerden de etkileniyor.
Diğer taraftan sert bir ekonomik yavaşlama karşısında merkez bankalarının finansal koşulları gevşetmesi, ilerleyen dönemlerde kripto varlıklara yönelik talebi destekleyebilir.
Dolayısıyla 2000 benzeri bir borsa düzeltmesinin Bitcoin üzerindeki etkisi, krizin hangi aşamasında bulunulduğuna ve piyasadaki likidite koşullarına bağlı olacak.
Veri Kutusu
| Gösterge | Değer |
| Analist | Michael Burry |
| Analizin gündeme geldiği tarih | 25 Ekim 2026 |
| İncelenen S&P 500 rekor kapanışı | 6 Ekim 2026 |
| İncelenen tarihsel rekor sayısı | 982 |
| 2026’da zirvesinden en az %20 uzak hisseler | %55 |
| Mart 2000’de aynı gösterge | Yaklaşık %71 |
| 2026’da zirvesine %10 yakın hisseler | Yaklaşık %19 |
| Yeni zirve yapan şirket sayısı | 15 |
| S&P 500’ün 2026 getirisi (12 Ekim verisi) | +%14 |
| Ortanca S&P 500 hissesi getirisi | Yaklaşık +%4 |
| 2000–2002 endeks düşüşü | Yaklaşık -%49 |
| Öne çıkan risk | Piyasa yoğunlaşması ve yapay zeka harcamaları |
| Burry’nin temel beklentisi | Büyük teknoloji hisselerinde zayıflama ve sektörler arası ayrışma |
Kriptofoni Yorumu
Michael Burry’nin analizinde dikkat çeken en önemli nokta, ABD borsasının rekor kırarken şirketlerin büyük bölümünün aynı yükselişe katılmaması. S&P 500 gibi piyasa değeri ağırlıklı endekslerde sınırlı sayıdaki dev şirketin güçlü performansı, piyasanın geri kalanındaki zayıflığı gizleyebiliyor.
2000 yılıyla yapılan karşılaştırma tarihsel açıdan önemli. Ancak bugünkü teknoloji şirketlerinin karlılık düzeyleri, bilanço yapıları ve ekonomik faaliyetleri, dot-com dönemindeki birçok şirketten farklı. Bu nedenle iki dönemin aynı sonuçları doğuracağını söylemek mümkün değil.
Burry’nin özellikle özel kredi piyasasına ve yapay zeka altyapı yatırımlarına yönelik uyarıları ayrıca izlenmeli. Çünkü teknoloji şirketlerinin yatırım harcamalarında ciddi bir yavaşlama yaşanması, hem hisse senedi piyasasını hem de genel yatırımcı beklentilerini etkileyebilir.
Kripto para piyasası açısından kritik konu ise ABD’deki risk iştahının zayıflayıp zayıflamayacağı. Bitcoin’in son dönemde kurumsal finansal ürünlerle daha fazla bağlantılı hale gelmesi, küresel piyasa hareketlerinin takip edilmesini önemli kılıyor.
Sonuç olarak Burry, kaçınılmaz bir çöküş tarihi açıklamıyor. Ancak piyasanın görünen yükselişi ile şirketlerin gerçek performansı arasındaki farkın büyümesini önemli bir uyarı işareti olarak değerlendiriyor.
Sık Sorulan Sorular
Michael Burry neden 2000 balonuna dikkat çekiyor?
S&P 500 endeksi yeni zirvelere ulaşırken şirketlerin büyük bölümünün kendi tarihsel zirvelerinden ciddi ölçüde uzaklaşmasını, dot-com dönemine benzeyen bir piyasa ayrışması olarak değerlendiriyor.
S&P 500 hisselerinin yüzde 55’i gerçekten ayı piyasasında mı?
Burry’nin kullandığı yönteme göre bu hisseler, kendi 10 yıllık zirvelerinin en az yüzde 20 altında bulunuyordu. Bu gösterge S&P 500 endeksinin kendisinin ayı piyasasına girdiği anlamına gelmiyor.
2000 yılındaki borsa çöküşü ne kadar büyüktü?
S&P 500, Mart 2000’deki zirvesinden Ekim 2002’deki dibine kadar yaklaşık yüzde 49 geriledi.
Michael Burry yapay zeka şirketlerinin düşeceğini mi düşünüyor?
Burry, özellikle büyük teknoloji şirketlerinin yüksek yapay zeka harcamalarının sürdürülebilirliğini sorguluyor ve bu alanda ciddi riskler bulunduğunu savunuyor.
Bu gelişme Bitcoin fiyatını etkileyebilir mi?
Geleneksel finans piyasalarında risk iştahının azalması Bitcoin üzerinde satış baskısı oluşturabilir. Ancak böyle bir etkinin gerçekleşmesi kesin değil.

